AĞLASAM SESİMİ DUYARMISIN?

ağlasam sesimi duyar mısın?
söylesene,susturabilir misin beni?
sewsem seni delice;
durdurabilirmisin ki?

hani bir resmin wardı cüzdanında.
yanında benim,bıraktığın
şimdi hiç birşey yok hatıralarda,
düşündükçe ağladığım

nasıl sewdin ki sen beni?
aşkın çoğu azı olmaz.
sorarım,nasıl bıraktın?
böyle wazgeçmek olmaz.

şimdi herşey anlamsız olacak.
kırık dökük anılarla..
biliyorum,yeniden başlamak zor olacak.
kalbimdeki yaralarla..

bu yaptığın yanına kalırmıydı sence?
ama sewiyordum seni işte.
bilseydim,sana bağlanırmıydım?
beni gerçekten sewmemişsin bence…

öyle çok hayal kurdum ki senle.
neden,neden bana izin werdin??
niçin,ummadığım anda;
hayallerimi frenledin??

hayallerim boş artık
güwenim ilk günkünden az çünkü.
biliyorum,bir o kadar daha hayal kuracağım.
ama yine boşa çıkacak.

ne çok sewmiştim seni.
sende böyle sewseydin beni…
anladım ki benim sewgimin anlamı yokmuş.beni ondan daha fazla sewen çokmuş.

resimleri ellerimde,baktıkça ağlıyorum.
gözlerim bir pınar.
duygularım param parça;
kalbim kırılmış virane…

içimde hep bi korku…
beni hep sewsin istiyorum.
o günden beri dünyam karardı,güneşim kayboldu.
hep ellerini tutmak istiyorum…

bu şiiri bir zamanlar sokakta gezip haykırdığım biricik sewgilim için gönderiyorum…
önce herşeyimdin,şimdi hiçbirşeyimsin…


SABAHA KARŞI BİR DÜŞ KURDUM.........

Sabaha karşı bir düş kurdum…Yalnızlığımın eşiğinde, acabalarımın senfonisi çalıyordu.. Belkilerim vardı.. Birde , birde sensizliğim..
Sabaha karşı bir düş kurdum…Sen bundan habersiz.. Benden habersiz uyurken.. Düşlerimi gezdirdim..Uykusuzluk diyarının tenha caddelerinde.. Ve düşüncelerimin hiç bilinmedik, ıssız köşelerinde, sen oldum..
Sabaha karşı bir düş kurdum….. Seni kurdum zamansız..Ve amansız.. Ve herşeyi yanıma alarak, adımlarının gölgesi oldum..Sen oldum.. Sensizlik oldum..
Sabaha karşı bir düş kurdum… Düşümde güneşi, güneşte aydınlığı, aydınlıkta seni, sende ise kendimi buldum.. Neler yazmadımki adına…

“Baş harflerini nerelerde kullanmadımki, hatta noktasızlaranokta koyup, adını bile kısalttım, kimse bilmesin diye..”

Mana aradım.. çözümsüzlüğün ortasında …
Sabaha karşı bir düş kurdum…Gecenin en sonuna gidiyor..Günün ilk ışıklarını karşılıyordum..Saat dördü vururken….
Ben hala seni düşünüyordum..

“Sen yoktun biliyorum..Benimkisi, çok uzaklarda, bilkinmedik bir şehrin, en kuytu en karanlık , şimdilerde özlem dolu bir evin değişmesini bekleyen patlamış ampulu gibi,
Işıksız geceleri aydınlatma hevesi…”

Özlem dolu bir insan ne yapıyorsa ben de onu yapıyordum.. Sensizliğe doğru yürüyor, dönüp bakmadan ardına.. Gidiyordum işte..
Gidiyorum
….

GİDİYORUM.....

unutulmaz aşk resimleri 
Tek başınaydım şehrinde. Caddeler baştan sona sen kokuyor, bedenimi donduran soğuk, içimi ısıtıyordu.

Varlığıma bastıran gece, yaşadığın dünyaya attığım adımla tüm zamanları büyülüyordu. Ortada ne tanıdık bir yüz, ne tanıdık bir ses, ne de tanıdık bir şehir vardı. Yüzünün tüm ayrıntıları, yaşamayı arzuladığım anların merkezinde kilitliydi.

Bu koskoca şehirde yalnızdık. En sahici duyguları, en vasat acemilikleri, dünyayı unutturan o ballı buseleri yarına taşımaksızın alacaktık içeriye…

Uzayan saatler, kısalan anlara şahitlik edecekti belki de; belki ben, sen giderken ölmek isteyecektim. Bir rüyanın ortasında uyanmış gibi gözetleyecektim gidişini, bulduğum anda kaybettiğim parçamın yerine tamamlayamadığım bir hissin boşluğu saracaktı içimi.

Oysa ben, seninle ölmeye bile hazırdım.

Bana ait olan yanların yaşama gücümü ne kadar arttırıyor olsa da, ait olmayan yanların o kadar sızı veriyor sana her dokunuşumda. Camdan ruhun kırılmaya hazır umutsuz bir çatlağı gibi duruyor sevgin üzerimde…

Çok dua ettim Tanrıya, yakarışlarımı duysun diye mumlar adadım. Şefkatli ellerini uzatıp, sihirli bir dokunuş yapsın istedim hayatıma.

Bu gece bu şehir, sadece ikimizin sevgilim. Bedenin bedenimin ayrılmaz bir parçası, nefesin nefesimdeki yaşam kaynağım.

Böyle anlarda tepeden tırnağa sen oluyorum. İntikam alıyorum senden uzakta yaşadığım tüm saatlerden. Ne zaman başımı çevirsem sana doğru, sürgündeki günlerimin bittiğini düşünüyorum.

Uzaklara gitmemek mümkün mü?

Seninle bir ömür yaşamak mümkün mü?

Her dönüş adımlarımda soruyorum bunu kendime.

Ve aynı adımlarımla gerçek dünyanın kapısından içeriye giriyorum bütün çıplaklığımla.

Madem ki olmayacaksın hayatımda hiç, madem ki bu şehirden yabancı bir tanıdık gibi ayrılacağım, bir günlük varlığınla var olacağım madem ki, seninle olan düşlerimi, yaşadıklarımı madem ki bu şehirde bırakacağım, öyle olsun.

Bir tek seni seviyorum.

Bir tek seni yaşıyorum.

Benim olmayacağını bile bile…

Geldiğim gibi çekip gidiyorum işte, hayalet gibi yaşadığım şehrinden…

Benin olacağını bilsem, ne bu şehirde hayalet, ne bu şehre yabancı bir tutuklu, ne de çıplak bir gerçeğin özü olurdum.

Benim olacağını bilsem…

Ayrılık kapıyı resimleri 
GÜLÜN DİKENİ........

Gülün dikeni battı dün parmağıma ve hala gülümseyerek bakıyorum parmağımdaki sıyrıga…

Kızmadım…çünkü gülün dikeni batmadan önce şükretmiştim;
“Ya Rabbi, ne kadar güzel yaratmışsın” demiştim. Kızamadım çünkü bir dakika önce güzel kokusunu sineme çekmiştim, bakmaya kıyamamış dokusuna hayran kalmıştım, çünkü batmadan önce yüreğime koymuş onu sevmiştim…dikenini unutmuşmuydum? unutmuşmuydum dikeni..unutmuştum işte…

acıtmayayım diye dokunmaya çekindiğim gül, ince ve derin bir yara açmıştı parmagıma… gülümsedim yarayada…süzülen iki damla kanad… çünkü o yarayı açan bakmaya kıyamadığım o güldü…

Sevdiklerimizin yüreğimizde açtıkları yaralarda aslında o gülün açtığı yara gibi değilmiydi…
İnce ve derin bir yara..aslında çok önemsiz gibi görünse de her kımıldıyışımızda yüreğimizi inceden sılatan yara…Ama dostlarınız o yarayı açmadan önce siz muhabbet dolu kokularını sineye çekmiştiniz..zamanı, mekanı ve kalbinizi kaylaşmiştiniz..yarayı açmadan önce siz onları kalbinize koymuştunuz…kızabilirmiydiniz..kızamazdınız elbet…

Sevdiklerimizin açtıkları yaralarda o gülün açtığı yara gibi ince ve derin…ama yarimiz yarayı açmadan önce biz şükretmiştik, kokusunu sinemize çekmiş, bakmaya kıyamamıştık..dikenini unutmuşmuyduk…unutmuştuk tabi…Ama biz gülümsemeliyiz yaraya…belki süzülen iki damla kanamada.. gülümsemeliyiz işte…
Çünkü o yarayı açmadan önce biz onu kalbimize koymuştuk ve sevmiştik…
*************
Sensiz sessiz resimleri 
HER GİDEN BEKLE BENİ DER..

Gidenler hep bekle beni derler ve kalanlar hep bekleyeceğine yemin ederler”

Her giden ardında bir bekleyen bırakır. Bazen ister bekle beni der, bazen de bekleme hayatına devam et der. Bu bekleme demenin ardında bir beklenme isteği vardır hep…

Ve her kalan yüreğindeki acısıyla bekleyeceğim der. Dönmeyeceğini bile bile, gelmeyeceğini bile bile, sevmeyeceğini bile bile. Ve bekler…

Yanı başımızdayken fark etmediğimiz bir çok ayrıntı takılır hafızalara. Oysa ne güzelmiş yaşanılanlar dersiniz. Meğer ne çok sevmişim dersiniz. Ve belki de hiç sevilmediğinizi fark edersiniz. En acısı da budur ya zaten. Sevilmeden sevdiğinizi fark ettiğinizde beyninizi yer binlerce soru. Başlarsınız cevabı besbelli olan sorulara kendinizce cevap aramaya.

Ve sorgulama zamanı gelir kendinizce.. Oysa unutursunuz bir şeyi. “Aşk Sorgulanmadan Yaşanmalıdır.”

Baktığınız her yer “onda” biter. Gördüğünüz her şey de “onu” ararsınız. Aynadaki görüntünüzde bir yansıma, sokaktaki köşe başında bir kucaklaşmadır “o”. Yağan yağmurdur, denizdeki yakamozdur “o”, gecelerin ayı, gündüzlerin güneşidir “o”…

Ve son cümleler dökülür artık dilinizden. “O” Mutlu Olsun Yeter. Diyebileceğiniz bir şey kalmamıştır çünkü. Tıpkı yüreğinizi sizden aldığı gibi giderken cümlelerinizi de götürmüştür yanında.

Sessizlik kalır geriye biten bir sevgiden. Ve Ayrılık Urganı kalır boynunuzda “yağlı bir ilmek gibi”. Sanki biri ha çekti ha çekecek. Durdu sanırsınız dünyayı ha battı ha batacak. Ama ne dünya durur nede o ilmek çekilir. Hayat devam ediyordur ve bu çarkın içinde sizi de bilmediğiniz başka diyarlara sürüklüyordur.

Bitecek sanırsınız acınızı bitmez. Sadece bir yerlere saklanır yüreğinizde.Bir şarkıda, bir şiirin içli mısralarında ve belki de bir sözde kanamaya hazır bir yaradır o artık.

“Sessizliğin İçinde Bir Çığlık, Karanlığın İçinde Bir Işık, Yürekte Kapanmaz Bir Yaradır Artık O”

Kalemim “Artık yaz’ma o’na” diye haykırıyor adeta…. Tam artık sana yazmıyacağım diyorum.. Aklımda tasarlıyorum yazacaklarımı. Tam yazmaya başlıyorumki, gene ’sen’ dökülüyosun kalemime.. Kalemimden kağıdıma.. Ve Ardından arta kalan gözyaşlarım…

Saçmalıyorum gene işte.. Yazacak birşeyim kalmadı sana dair.. Tükettin tüm cümleleri..
Ben gözyaşlarımla yazdım seni.. Sakladım yüreğimi.. Dökülüpte, yarmasın diye sevgimi ..

..ve bitişler.. gidiş ve bitişler .. her gidenin ardından ağlamalar, hüzünler .. sebepsiz yere haykırışlar .. ve biten umutlar..

Ağlamam sana değil, sessizliğime..
Her gidişinden arta kalan sessizliğime .. Suskunum sebepsiz yere..
Sonsuzluğuma son notum bu belkide ..

Sen benim Birinci TekiL Şahsı’m oldun hep.. Ben=Sen. ne farkeder.. Ha Ben, ha Sen. Ha Sen, ha Ben. Ama senin için Ben, asla Sen olamadım..
Yandığımı hissediyorum.. Yokluğun yakıcı..
Ben ağlarken yokluğunda, sen yüreğime damlalar düşürmeye devam ediyorsun..

Düşürdün kalbimi elinden. Yüreğim yokluğunda yerlerde pusu kurmuş seni özlüyor… Seni arıyor köşe bucak.. Harf harf, kelime kelime yokluğunun adını koymaya çalışıyor…

Tüm tümcelerimde soru işareti bıraktı yalnızlığın ..

..ve bitişler.. gidiş ve bitişler .. her gidenin ardından ağlamalar, hüzünler .. sebepsiz yere haykırışlar .. ve biten umutlar..

Kayıp giden mutluluğumda ‘sen’ vardın sadece.. Senin için ise sadece gözyaşlarım…

Kağıdım ıslak, yüreğim buruk.. Çıktığım bu yolda seni arıyorum.. Nerden başladıysam, ordan bitirmeye kararlıy’dım’
Geriye; gidişinden arta kalan yaşlar…

Aslında sen hiç yoktun
Sevgim çizdi yüzünün güzelliğini
Tutkularım şekillendirdi bedenini
Özlemlerimdi mütevazi yapan seni
Önce var et,sonra ona tutkun
Zavallı yüreğimi derde soktun
Ama aslında sen hiç yoktun …….

Ben zaten yoktum sende.. Tanımadın ! Bilmedin ! Sevmedin ! Ve en önemlisi beni hiç Hissetmedin !

Kaybolup giderken yalnızlığında, sen beni hiç tanımadın.. Oysaki bütün çabalarım ‘sen’din. . ANLAMADIN! !

Çünkü ben; Üçüncü TekiL ŞahıS’ım Yüreğinde ..

******************************
Biraz daha resimleri 
BEN SENİ ÖYLE SEVDİM Kİ,,

Ben seni öyle sevdim,
Öyle sevdim ki,
Avuç dolusu sanma,
Yürek dolusu kadar…

Ben seni işte böyle sevdim,
Ve öyle bekledim ki,
Her gelmediğin gün de,
Öyle bir özledim ki,
Bütün tutuklulara yetecek,
Özgürlük kadar…

Ben seni böyle sevdim işte,
Her yanımda olmadığın anı,
Üst üste koysam,
Güneşe ulaşacak kadar,
Yan yana dizsem,
Dünyayı bin kez saracak kadar,
Ve sensizliğe de öyle üzüldüm ki,
Anacığım ölmüş kadar…

Ben seni işte öyle sevdim,
Payıma düşen cenneti herşeyi ile,
Karşılıksız devredecek kadar,
Ve tora düşen bir balığın,
Son soluğu kadar,
Hatta, daha- daha çok,
Ölürken de ayrılamadığı,
Pullarına sinen deniz kokusu kadar…

Ben seni böyle sevdim işte gülüm,
Az gelir aş, ekmek hatta su,
Ve az gelir soluduğum hava,
İlle bir ölçü sorarsan,
Şekli bütün sevenlerin yüreği,
Evren kadar bir hacim,
Everest kadar yüksek,
Ağrı kadar da ağır,
Adı dersen, içimdeki sen kadar,
Asil ve gerçek…

Ben seni işte böyle sevdim gülüm,
İster inan, ister inanma,
İşte o kadar, işte o kadar…
***********************************************************************

hareketli resim resimleri 
Ben BÖYLE SEVDİM İŞTE

Sevgilim Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni
gören.
Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka
yerde
olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın,
orada kalmalıydın. çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu
kadar
kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden
ne
ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.

Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya… Ben dört mevsim baharı yaşadım
seninle. çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin
renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelya idin
pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın
bir
ateş gibi. Ve maviydin… En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize
tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düşünemedim.

Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da… Kendime bile dar
gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En
kızgın,
en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana.
İçimdeki
sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni öylesine güldüren senin sevgindi
ve
ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey
olduğunu anladım seninle…

Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk
yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden
tuttuğunda, patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi.
Menzil
sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok
edebilirdim.
Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana
ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen
girebilirdin.

Sevdim ve hayrandım da… Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı,
gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu,
olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da.
Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni
ve o
doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu
zaman.
Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni
yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.

Seni severken yorulmadım. çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün
yenilendim.
Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın.
Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.

Sevdim işte ötesi yok…
Şiir resimleri 

DÜN YÜREĞİM BİR KUŞUN KANATLARI GİBİ HIZLA ÇARPIYORDU
YÜREĞİM YANINA GİT DİYOR BEYNİM GİTME
AYAKLARIM SANA BİR ADIM DAHA YAKLAŞIYOR
VE GÖZLERİM GÖZLERİNLE BULUŞUYOR
KELİMELER BOĞAZIMDA DÜĞÜMLENİYOR
DUDAKLARIM SÖYLEMEK İSTİYOR AMA OLMUYOR...
SEN BENİM RUH İKİZİMSİN
SÖYLEYEMESEMDE ANLARSIN NE DEMEK İSTEDİĞİMİ
DUYARSIN ÇIĞLIĞIMI
SANA OLAN HAYKIRIŞIMI
SANA OLAN AŞKIMI..

************
BİR DİLİM EKMEKTİ SEVDAN

sisler çekilince gönlümün derinliklerinden
yangın dudaklarının yüzyıllarına düşerdim
ritmim bozulurdu kıvrılarak uzanan yollarda
olup olmadık yerde seni arar gölgeni arardım
sırtımızdaki yorgun aşklarla yağlı kandillerle
yüreğimi yüreğine zorunlu beklentilere açardım
konuşurduk oradan buradan sessizliğe ağlardık

cehennem yalnızlığıydı oysa ki ayrılık bilmiyorduk
ucundan koparılmış ekmekçe birbirimize soğuyorduk
bakışlarımızdaki yoksulluk geçiciydi belki anlıyorduk
uzak dağlardı düşünü gördüğümüz gitmek istiyorduk
köpüklü dalgaları aşacaktık sevgimize güveniyorduk
tamamı sevgiden yapılmış yelkenliyi yüzdüremiyorduk

sonra sürgüleri paslı bir kapının ardında kalakaldık
gökyüzünü silkeledik ıslak dirençlerimizi de saldık
payımıza düşen hüsran şarkılarıyla günlerce ağladık
tükenişi oynuyordu tüm sinemalar bilet bulamadık
güneşe döndük o üşümüş bedenlerimizi ısınamadık
iki yaralı kalpti avuçlarımızdaki kan pompalayamadık

devrilmişti kadehlerimiz ve devrikti hep zaferlerimiz
aşkı damıttığımız oluklardan denizler yaratamamıştık
keşkelerin dikildiği ücra atölyelerde zaman tüketmiştik
biz sustukça örselenen yüreklerimizi asla dinlememiştik
geçmiş zaman kapsülünde yarından çok dünü yaşadık
bindiğimiz masal atını kendi ellerimizle dağlara saldık

Selahattin Yetgin



BUL BENİİİİ..........
Bul beni....

unutursan beni bir gün
denizin tuzunda bul
dağ çiçeğinde,
içtiğin su da bul,
bir ezan sesinde
hüzünlü bir akşamın batışında,
o güzel kalbinin her atışında bul.
toprağı yar,
gökyüzünü al aşağı,
dağların ardında,
beni bul

unutursan bir gün beni
gözyaşlarında bul,
aldığın nefeste,
yediğin her lokmada
aklına geldiğimde yazdığın şiirlerde bul,
güneşi indir,
yıldızları söndür,
denizlerin ardında,
mor bulutlarda
bul beni..bul beni..

H.Kürklü

Yorum Yaz